Dostluk kavramı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Dostluk kavramı

Mesaj  Admin Bir Çarş. Mart 10, 2010 10:20 pm

Dostluk kavramı

--------------------------------------------------------------------------------

Merhaba arkadaşlar.

Sizlere bu başlık altında, doğrudan soyut kavram olarak dostluğu yazmak istiyorum.

Dünyada, bu denli yaşamın içinde olup; böylesi içselleşemeyen başka sözcük var mıdır? Bilemiyorum.
Aslında dostluk tanımı, diğer ülke dillerinde de, türkçemiz karşılığı gibi midir?
Dostluk(lar); görelilik'ten, salt(ık)'lığa doğru netleşebilir mi?

Eksöz: Açtığım konubaşlıklarının yazışma erimi, hernedenli kısa oluyorsa da; umarım bu konubaşlık uzun erimli , hoş bir yazışmaya ortam oluşturur.




Platon’un, Yunus'un, Mevlana'nın, Pir Sultan'ın sonsuz anısına.

DOST

İyi dost, değerlidir, dünyalara değişilmez. Ama candan dost bulmak kolay değil. Dostluğun ne olduğunu söylemek de kolay değil.

Soğukluk ve tiksinti duyulsa da seven insan mı, sevilen insan mı? Dost. Yoksa sevgi karşılıklı olmadan dostluk olmaz mı?

Bu soruya, “İster sevsin ister nefret etsin, sevilen her zaman sevenin dostudur” denebilir. Analar-babalar, yeni doğan çocuklarını da sevmekte. Bu bize, dostun sevilen olduğunu gösterir. Ama öte yönden, bizi sevmeyeni bizden nefret edeni sevince, bize dost olmayanın, hatta düşman olanın dostu olabiliriz. Bize nefret duymayandan, hatta bize dost olandan nefret edince de, düşmanımız olmayan birinin, hatta bizi seven birinin düşmanı olabiliriz. Demek ki, ne sevenler dost, ne de sevilenler.

Ozanın, “Tanrı, benzeri benzerine sürer.” Dediğine bakılırsa, dostluk benzerler arasında olacak. Görülen şeyse, kötü birine yaklaşan kötünün ondan nefret ettiği, ona düşman kesildiği. Çünkü kötünün işi kötülük etmek, haksızlık etmek. Öyleyse, ozanın söylediğinin yarısı doğru ve dostluk, yalnızca iyiler arasında olur. Böyle olduğu görülünce de, “İyinin iyi ile dost olması benzerliğinden değil, iyi oluşundandır.” Demek zorunda kalınır.

Şu var ki, iyi olan kişi, iyilikten yana kendine yeter. Başkasına eksinliği yok. Eksin olmayınca onu aramaz. Aramayınca sevmez. Sevmeyince de dostluk olmaz. Bundan başka, eskilerin söylediğine göre, benzer benzeriyle geçinmez. Fırıncı fırıncıya, ozan ozana, dilenci dilenciye düşman olur. Birbirlerine benzemeyenlerin ise canciğer oldukları görülür. Yoksul, varsılın dostu olur, ondan yardım bekler. Bilmeyen, bileni arar ve sever. Bu da kurunun yaşı, soğuğun sıcağı ve boşun doluyu araması gibi. Her şey karşıtıyla beslenir.

Ama asıl dostluğun karşıtlar arasında olduğu kabul edilirse, düşmanlık dostluğun karşıtı olduğundan ötürü “sevmeyen sevenin, seven sevmeyenin dostudur” demek gerekecek; doğrunun dostu eğri, ölçülünün dostu ölçüsüz olacak. Buna da kimse inanmayacak.

Bu durumda, “Mademki, benzerler benzerlerinin, karşıtlar karşıtlarının dostu olamıyor; öyleyse, iyiye dost olan ne iyi ne de kötüdür.” diye düşünülebilir. Eski bir söze uyularak, insanın, güzelin dostu ve güzelin, iyi olduğu öne sürülebilir. “Hekimim hastalık yüzünden arandığı gibi, ne iyi ne kötü olan, bir kötülük yüzünden iyinin dostudur.” denebilir.

Saçlara boya sürüldüğünde, onlarda beyazlık var. Ama saçların kendisi beyaz değil. Ancak yaşlılıktan gelen beyazlık onların kendi rengi. Ne iyi ne kötü varlığa kötülük katıldığı zaman da, o varlık ya kötüleşir yada kötüleşmez. Kötüleşirse artık iyiyi isteyemez ve sevemez. Kötüleşmezse, bu kötü ona iyiyi aratır. Öyleyse dost, ne iyi nede kötüyken, bir kötülükten ötürü iyi olma istemine düşen ve “ hasta hekimi hastalık yüzünden, sağlığa kavuşmak için sevdiği gibi, ne iyi ne de kötü olan, kendisine düşman kötü bir şey yüzünden ve kendisine dost iyi bir şeyi bulmak için iyinin dostudur” sözü yerindedir.

İlk bakışta böyle olmakla birlikte, düşünülecek olursa, bu görüş değişecektir. Çünkü sevdiğimiz şeyi bir başka şey için sevmek, bizi bir şeyden bir başka şeye götürür. Sonunda da artık bir başka sevilen şeye geçemeyeceğimiz bir ilkeye varılır. Gerçekte sevilen bu ilke ve sevilen bütün öteki şeyler, bu ilkeye ulaşmak için sevilmiş. Onlar, asıl sevginin birer gölgesidir. Bir baba için oğlunun sağaltımında kullanılacak ilaç da, o ilacın konduğu cam da değerli. Yalnızca silisten yapılmış kabın değeri oğlunun değeriyle bir değil.

Konuya bu açıdan bakan insan için, sevdiğimiz başka bir şeyi kendisinde aradığımız dost, dost değil. Bizim asıl sevindiğimiz iyinin kendisi. Yani diğer dostluklarda, sevilen başka bir şey sevilmekte. Gerçek dostsa bunun tam tersine, düşman gözetilerek sevilmekte.

Ama acaba dostluk için düşmanlığın, yani kötülüğün bulunması koşul mu? Düşman ortadan kalkınca, dostun dost olmaktan çıkacağı doğru mu? Bilindiği gibi insanın açlık, susuzluk ve bunlara benzer iştahları var. Bunlar da bazen yararlı bazan zararlı bazan da ne yararlı ne de zararlı. Kötülük ortadan kalkınca kendiliğinden kötü olmayan şeylerin kalkması da gerekmez. Öyleyse, kötülük ortadan kalktığında dostluk neden kalksın? Ve neden dostluğun asal nedeni istem olmasın?

İstem duyan, âşık olan insan, istemediği şeyi sevemezlik edemez. İstemde bulunan, eksikliğini duyduğu şeyi sever. Eksiği olan kişi, o eksiğin, o gereksemenin dostudur. Gereksinimi duyulan şey, insanın eksikliğini tamamladığı şeydir. Demek ki aşk’ta, dostluk’ta ve istem’de ,insan kendine uygun geleni sevmektedir. Bu kanıya varılınca da, “İnsan kendi doğasına uygun geleni ister istemez sever. Candan seveni, sevgilisi de saltlıkla sever”. Denile bilir.

Belki bu sözü duyanlar önce onu çok beğenecek; ama dikkat edenler bu sözün, “ benzerle uygun bir şey mi? Yoksa ayrı şey mi? “ gibi sorun yarattığını ve işi büsbütün karıştırdığını anlamakta gecikmeyecek. Çünkü uygunla benzeri bir tutmak, daha önce benimsenmeyen görüşe, dostun dosta benzerlikten ötürü dost olduğu görüşüne dönmek demek. Benzer ve uygun ayrı şey sayıldığında da, iyinin herkese uygun, kötünün herkese aykırı ya da iyinin iyiye kötünün kötüye, ne iyi ne kötünün de, ne iyi ne kötüye uygun olduğu söylene bilir. Ki, bu da yine benimsenmemiş dostluk görüşüne geri dönmek anlamına gelir. Çünkü o zaman, iyi iyinin, kötü kötünün, eğri eğrinin dostu olabilir.

Ya söylenenlerden hiçbir sonuç çıkmadığı, tümünün gelip çıkmaza dayandığı görülünce ne olur? O zaman insan büsbütün şaşırır ve “Anlaşılıyor ki bu işin içinden çıkılamayacak” demek zorunda kalır

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 143
Kayıt tarihi : 09/03/10

Kullanıcı profilini gör http://eniyisesli.eniyiforum.org

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz